Günay Demirbağ
Kıyamet, Konuşma ve Baba üçlemesi gibi önemli filmleri ile tanınan yönetmen Francis Ford Coppola’ya ait F.P. Journe FFC prototipi kol saati, The New York Watch Auction: XIII’de 10,8 milyon dolara satıldı.

The New York Watch Auction: XIII’in başrolünde bir saat markası yer aldı. Müzayedede en çok konuşulan F.P. Journe FFC prototipi’in yankıları hala sürüyor. Böylece, saat firması F.P. Journe tarafından prototip olarak üretilen bu model bir tek saat meraklılarının değil özel koleksiyon parçası severlerin de objektifine yakalandı. Bir milyon dolar başlangıç fiyatıyla satışa çıkarılan saat modeli, yalnızca ulaştığı 10,8 milyon dolarlık sonuçla değil, arkasındaki düşünsel ve yaratıcı süreçle de dikkat çekti.
The New York Watch Auction: XIII’de 11 dakika süren yoğun küresel tekliflerin ardından FFC prototipi; F.P. Journe’un yeni bir dünya müzayede rekoru kırmasının yanı sıra bağımsız bir saat ustasına ait en yüksek fiyatlı müzayede satışı ve ABD’de satılan en yüksek değerli saatlerden biri olarak da kayıtlara geçti.
Daha Önce Only Watch Müzayedesinde de Hayır için Satıldı

Model Duchenne kas distrofisi araştırmalarına destek olmak amacıyla 2021 yılında özel olarak üretilen farklı FFC Blue prototipi ile de Only Watch müzayedesinde yüksek bir miktar olan 4,5 milyon İsviçre frangı karşılığında satılmıştı.
FFC, bugün artık yalnızca Francis Ford Coppola’ya ait kişisel bir saat değil; bağımsız saatçilik tarihinde referans alınacak bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.
Francis Ford Coppola’nın saati satışa sunması, kişisel ve sanatsal bir dönemeçle de örtüşüyor. Yönetmen, gişede beklenen başarıyı yakalayamayan son filmi Megalopolis için kendi kaynaklarından milyonlarca dolar yatırım yaptıktan sonra, yeni finansman arayışına girmişti. Ancak FFC’nin müzayedede yarattığı etki, bu saatin salt bir likidite aracı değil; koleksiyon değeri yüksek, tarihsel bir obje olduğunu açıkça ortaya koydu.
FFC’nin hikâyesi, 2012 yılında Kaliforniya Napa Valley’deki Inglenook Şaraphanesi’nde başladı. Coppola ile François-Paul Journe’un bu ilk karşılaşması, klasik bir müşteri–saat ustası ilişkisi çerçevesinin çok ötesine geçti. Sohbet sırasında Coppola’nın yönelttiği tek bir soru, saatin tüm kavramsal altyapısını belirledi:
“Zamanı göstermek için bugüne kadar hiç insan elinin kullanıldığı bir saat yapıldı mı?” Böylece otomatlara hayran olan film yapımcısının, saat ustasına zamanı eski yöntemle, yani parmaklarla göstermeyi hiç düşünüp düşünmediğini sorması yeni modelin doğmasına neden oldu.
Bu soru, saatçilik tarihinde neredeyse dokunulmaz kabul edilen akrep-yelkovan geleneğini sorguluyordu. Journe için bu, yalnızca teknik bir meydan okuma değil; zamanın anlatım biçimini yeniden düşünme fırsatıydı.
Tek El, On İki Zaman

İkili, kısa sürede tek bir insan elinin 12 saatlik zaman dilimini anlatması fikrine odaklandı. Bu yaklaşım, saat okuma alışkanlıklarını kökten değiştiren, aynı zamanda son derece riskli bir konsepti beraberinde getirdi. Bu düşünceye göre saat, işlevini yitirmeden, sezgisel olarak okunabilir kalmalıydı.
Görüşme sonrasında, FFC modelin hazırlanması uzun ve çok çalışma gerektiren bir yıllara yayılan süreçte seyretti. Mekanik çözümün yanı sıra, kadranın okunabilirliği, ibrelerin yerini lan elin hareket ritmi ve zaman algısının sinemasal bir akışla aktarılması üzerine yoğunlaşıldı. Ortaya çıkan sonuç, minimal görünen ancak ardında son derece karmaşık bir mekanik mühendislik barındıran bir yapıydı.
El ile kadranda zaman gösteriliyor
Zamanı okuma fikrini alışıldık göstergelerin ötesine taşıyan model, ilk bakışta yalın görünen ama derinlemesine incelendiğinde son derece yaratıcı bir sistem sunuyor. Klasik akrep–yelkovan düzeni yerine, kadranın merkezine yerleştirilen zırhlı bir eldiven içindeki mekanik ibre başrolde. Saat, on iki farklı parmak kombinasyonundan biriyle saati gösteriyor. Geçişler ani ve net; zamanın değişimi gecikmeden, tek bir hareketle okunabiliyor.
Saatin gündüz ya da gece olduğunu anlamak da aynı ölçüde sezgisel bir yaklaşımla çözülmüş. AM veya PM bilgisi, işaret parmağı dışarıda olan kapalı bir el hareketiyle ifade ediliyor. Bu jest, bilinçli bir kültürel referans taşıyor ve Amerikalıların “bir” işaretine gönderme yaparak tasarıma mizahi ama akılda kalıcı bir katman ekliyor.
Dakikalar ise merkezden bağımsız olarak, kadranın çevresini saran dış halkadan okunuyor. Saat yönünün tersine dönen bu halka, saat 12 konumunda yer alan üçgen biçimli bir ibreyle referans alınıyor. Böylece saat ve dakika bilgisi, birbirine karışmadan, farklı düzlemlerde ama tek bakışta anlaşılır bir bütünlük oluşturuyor.
F.P. Journe Evreninde Bir İstisna
FFC prototipini benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri, fikrin François-Paul Journe dışından gelmiş olması. Bugüne kadar üretilmiş tüm F.P. Journe saatleri, doğrudan ustanın kendi vizyonundan doğmuşken, FFC bu anlamda bir ilki temsil ediyor. Saat, Journe’un bir başkasının fikrini alıp, onu kendi teknik diliyle hayata geçirdiği ilk ve tek örnek olarak öne çıkıyor.
Modelin Teknik Özellikleri
Platin kasası 42 mm çapında ve 10.70 mm yüksekliğinde. Kadranda saati gösteren el mafsallardan oluşan bir çeşit otomat. 120 saat saat güç rezervi ile çalışıyor. Mekanizması 396 parçadan oluşuyor. Siyah timsah derisi kayışa sahip. Saatin fiyatı talep üzerine veriliyor.