Boğaz’ın kıyısında yükselen İstanbul Modern’de, bakışın sınırlarını genişleten “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi sanatseverlerle buluşmaya başladı. 18 Ekim 2026 tarihine kadar görülebilecek olan eserler, Türkiye’de güncel fotoğraf ve mercek temelli sanat üretimine dair katmanlı bir anlatı içeriyor.

İstanbul Modern’in yeni binasındaki ilk fotoğraf grup sergisi olan proje, farklı kuşaklardan 18 sanatçının son on beş yıla yayılan üretimlerini bir araya getirerek yalnızca bir seçki sunmuyor; bir düşünme alanı kuruyor.
Hayal ile mekân arasında salınan bir alan

Sergide “hayaller” ve “yerler” birbirine zıt iki kutup olarak değil, sürekli temas eden, birbirini dönüştüren ve kimi zaman çatışan iki düşünsel düzlem olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, izleyiciyi sabit bir gerçeklik algısından uzaklaştırarak, kırılgan ve parçalı bir panorama içinde dolaşmaya davet ediyor. Düşsel manzaralar, kurgusal portreler, alternatif mekân tasavvurları… Tüm bu imgeler, dünyayla kurduğumuz ilişkinin hem duygusal hem de politik katmanlarını görünür kılıyor. Sergi, fotoğrafın artık yalnızca durağan bir kayıt aracı olmadığını; kesilen, yeniden birleştirilen, çoğaltılan ve dönüştürülen bir düşünme pratiğine dönüştüğünü hissettiriyor.
Disiplinler arası bir akış
Yerleştirmelerden hareketli görüntülere, yapay zekâ destekli üretimlerden arşivsel malzemelere uzanan geniş bir ifade alanı, serginin mekânsal kurgusuna da yansıyor. Proje yalnızca Fotoğraf Galerisi’ne değil, müzenin birinci katındaki farklı galerilere yayılıyor; böylece izleyiciye lineer bir rota değil, keşfe açık bir dolaşım deneyimi sunuyor.

Sergiye katılan sanatçıların önemli bir bölümü projeye özel yeni üretimler ve mekâna özgü yerleştirmelerle izleyici karşısına çıkıyor. Kişisel arşivler, ekolojik duyarlılıklar, bellek kırıntıları ve olası gelecek tahayyülleri; sergide bir araya gelerek hem bugünün dünyasına ayna tutuyor hem de başka ihtimallerin kapısını aralıyor.
Bir okuma ve duraksama mekânı: Hayal Kitaplığı

Sergiyle birlikte tasarlanan “Hayal Kitaplığı”, Boğaz manzarasına karşı konumlanan aydınlık bir düşünme alanı olarak öne çıkıyor. Sergi katalogları ve fotoğraf alanından seçilmiş yayınlarla zenginleştirilen bu bölüm, izleyiciyi hızdan uzaklaştırıyor; imgeler arasında kurulan ilişkileri sindirmeye ve kendi hayal alanını genişletmeye davet ediyor.
Panorama bir başlık, bir niyet


Serginin küratöryel yaklaşımı, “panorama”yı tekil ve bütüncül bir bakış olarak değil; çoğul, kırılgan ve sürekli yer değiştiren perspektifler bütünü olarak ele alıyor. Bu anlamda “Panorama: Hayaller ve Yerler”, yalnızca bir sergi değil; ilerleyen yıllarda farklı alt temalarla sürecek araştırma odaklı bir dizinin ilk adımı niteliğini taşıyor. Proje, izleyiciyi tamamlanmış bir anlatının karşısına dikmek yerine, imgeler arasında gezinmeye, duraksamaya ve kendi bakışını yeniden kurmaya çağırıyor.
Söyleşilerle derinleşen bir diyalog

Sergiyle eş zamanlı başlatılan “Panorama Konuşmaları” dizisi, sanatçı ve küratörleri izleyicilerle buluşturarak üretim süreçlerini, düşünsel arka planı ve sergileme biçimlerini tartışmaya açıyor. Böylece sergi mekânı yalnızca bir izleme alanı değil, güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanat üzerine kolektif bir düşünme platformuna dönüşüyor.