Zühre KURT
Diplomasi, devletler arasında politik ilişkilerin, resmi temasların ötesinde turizmin yükselen değeri gastronomi ve kültür sanat alanında da daha çok konuşulur olmaya başladı. Özellikle komşumuz Yunanistan ile ortak projeler, gastronomi festivalleri, kültürel ve sanatsal aktiviteler artmaya başlayınca Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu, Büyükelçi Konstantinos Koutras’ı İstiklal Caddesi’ndeki makamında ziyaret ettik. Gastronomiden kültürel ilişkilere geniş bir perspektifte gerçekleştirdiğimiz söyleşide Koutras, sorularımızı içtenlikle yanıtladı, sanat ve sofraların iki halk arasında güçlü bir bağ kurduğunu vurguladı.
Türkiye’ye geliş yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Türkiye’ye gelmeme neden olan mesleki kariyerimi kastediyorsunuz. Öncelikle, davetiniz ve beni ve dolayısıyla İstanbul’daki Yunanistan Başkonsolosluğu’nu derginizin sayfalarına dahil etme nezaketiniz için teşekkür etmek isterim. Atina’da Dışişleri Bakanlığı basın sözcüsü olarak dört yıl görev yapmış biri olarak, sadece Yunan basın mensuplarıyla değil, Atina’da akredite olan yabancı muhabirlerle de günlük temaslarım vardı. Ve tabii ki Türklerle. Büyük bir mutlulukla söyleyebilirim ki, çoğuyla dostane ilişkiler kurduk.
2023 yılının Ekim ayı başında İstanbul’a geldim. Ancak bu, Türkiye’deki ikinci görevimdir, zira benim için “yolculuk” 2003’ten 2007’ye kadar Konsolos olarak görev yaptığım Ankara’da başlamıştı. Ardından Brüksel’de Yunanistan’ın Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği’nde görev yaptım, daha sonra Atina’daki Dışişleri Bakanlığı merkezine döndüm ve İstanbul’dan önceki son görevlendirmem, 2016 yılında New York’ta Başkonsolos olarak görev yapmaktı. Bugüne kadar heyecan verici bir “yolculuk” oldu ve bu yolculuk burada, muhteşem İstanbul’da devam ediyor.
2003 yılında Türkiye’ye ilk kez yerleştiğimde, buradaki yemek kültüründen edindiğim izlenimler son derece olumluydu. Lezzetlerin zenginliği, yemek çeşitliliği ve mutfağın tarih ve yerel geleneklerle olan derin bağı beni çok etkilemişti. Özellikle dikkatimi çeken şey, misafirperverliğin önemi oldu. Türkiye’de yemek, tıpkı Yunanistan’da olduğu gibi, sadece günlük bir ihtiyaç değil, insanları birbirine yaklaştıran bir sosyal deneyimdir.
2023 yılında Başkonsolos olarak geri döndüğümde, bu özgünlüğün sadece korunmakla kalmayıp, yaratıcı bir şekilde geliştiğini de memnuniyetle gördüm. Türk mutfağı köklerine saygı duymaya devam ederken, aynı zamanda çağdaş trendlere ve yeni yaklaşımlara da açık. Her zaman canlı bir kültür taşıyıcısı ve Türk toplumunu anlamanın en dinamik yollarından biri olmaya devam ediyor. Türkiye’nin gastronomisinin geçmiş ile bugün arasında bir köprü olduğunu, ama şüphesiz halklarımız arasında güçlü bir kültürel diyalog aracı olduğunu söyleyebilirim.
Türkiye’ye ilk geldiğinizde Türk mutfak kültürü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Şimdi neler düşünüyorsunuz?
Bir Yunanlı olarak bu soru beni gerçekten heyecanlandırıyor! Mutfaklarımız arasındaki benzerlikler gerçekten çok fazla ve bu çok önemli hatta heyecan verici diyebileceğim bir şeyi: halklar olarak ne kadar yakın olduğumuzu, gösteriyor. En somut örnek mi? Her iki ülkenin insanlarının birbirlerinin vatanlarını ziyaret etme sevinci ve istekliliği. Hem Yunanlılar hem de Türkler, her iki ülkeyi de binlerce, hatta çoğu durumda milyonlarca kişi olarak ziyaret ediyor. Birinin, başka bir ülkede kendine ait olduğunu düşündüğü lezzetleri tatma imkânına sahip olması çok önemlidir. Dolma, sizin döner dediğiniz gyros ya da meşhur baklava hakkında ne desem? Harika Türk kahvesinden mi, yoksa Yunan kahvesinden mi bahsetsem? Benzerlikler, farklılıklardan çok daha belirgindir.
Türk mutfağında sizi en çok etkileyen yemek hangisi oldu? Evde yemek yapar mısınız, yemek ile aranız nasıl?

Yemekle olan ilişkim harika. Bunun en büyük nedeni ise, iyi yemeklerin öncelikle zevk, birliktelik, neşe, dostluk, arkadaşlık ve aile anlamına gelmesidir. Hepimiz, özellikle büyük bayramlarda, sevdiklerimizle lezzetli bir yemeği paylaşmaktan büyük mutluluk duyarız. Şahsen, bir masa etrafında, bir aile olarak, eşim ve New York’ta yaşayıp çalışan oğlumuzla bir araya geldiğimizde çok mutlu oluyorum! Bu benim için en büyük mutluluk! Bu, İstanbul’da da sık sık oluyor. Ancak burada, mesafenin uzaklığı nedeniyle daha çok Yunan, Türk ve yabancı arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Bayramdan önceki hafta, konsolosluk konutunda Türk Müslüman dostlarımın onuruna bir iftar düzenledim. Sizi temin ederim ki hem onlar hem de eşim ve ben harika vakit geçirdik! Henüz en sevdiğim yemek sorusuna cevap vermedim: Hünkar beğendi benim favorim! Patlıcanı çok severim, anlarsınız ya! Ne yazık ki yoğun iş yüküm, istediğim sıklıkta yemek yapmama izin vermiyor, ancak çoğu zaman lezzetli yemekleri olması gerekenden daha sık tatmamı gerektiriyor!
Yunanistan mutfağı Türkiye’de yeterince tanınıyor mu? Aynı şekilde Türk mutfağı Yunanistan’da tercih ediliyor mu?
Şunu hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim ki, Yunan mutfağı Türkiye’de ne kadar tanınıyorsa, Türk mutfağı da Yunanistan’da o kadar tanınmaktadır. Bunlar “yabancı” lezzetler değil, ortak gelenekleri ve gastronomik felsefeyi paylaşan, birbirine yakın ve akraba mutfaklardır. Bu durum, uzun ortak tarihi, kültürel etkileşimleri ve -izin verin de söyleyeyim- iki halk arasındaki bağı göstermektedir. Unutmayın ki, malzemelerin, Akdeniz malzemelerinin, saf Akdeniz malzemelerinin kullanımı, vurgulamak isterim, yerel geleneksel mutfağı öne çıkaran şeydir. Malzemeler ne kadar safsa, yemek o kadar mükemmel olur. Şahsen saf geleneksel lezzetleri çok seviyorum. Saf geleneksel yemekleri. Ve bu konuda çok şanslıyım. Çünkü hem İstanbul’da hem de Atina’da iyi mutfaktan anlıyoruz!
Yunanistan ve Türkiye arasındaki gastronomi turizmi ve kültür sanat alanında hangi işbirlikleri var? Gelecekte hangi projeler söz konusu?
Bana sorduğunuz soru beni memnun etti, çünkü bana, ortak lezzetler ve mutfaklar konusunda değindiğim benzerliklerin, iki halkımızın yakınlığının sadece tipik bir örneği olduğunu vurgulama fırsatı veriyorsunuz. Türkiye’de bulunduğum yaklaşık üç yıl boyunca gözlemlediğim en somut unsur, iki ülke arasında karşılıklı ziyaret eğilimi. Binlerce Türk, özellikle adaları olmak üzere Yunanistan’ı seyahat noktası olarak tercih ederken, 7 Aralık 2023’te Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında imzalanan Atina Deklarasyonu’nun ardından (7 günlük vize kolaylığı) bu akışı daha da güçlendirdi. Öte yandan, önemli sayıda Yunan vatandaşı Türkiye’yi ziyaret ederek Türk halkının misafirperverliğini yakından tanıma fırsatı bulmaktadır. Ayrıca, 12 Şubat 2026’daki son görüşmelerinde, iki liderin iki ülke arasında daha fazla işbirliği ve yakınlaşma konusundaki iradelerini teyit ettiklerini vurgulamak isterim.

Genel olarak, bahsettiğim karşılıklı hareketlilik, iki toplum arasında gelişen güçlü bağları ve karşılıklı anlayışı ortaya koymaktadır. Ve izin verin, şunu vurgulamak istiyorum ki, bu, sadece komşu olmakla kalmayıp, aynı zamanda NATO ve diğer uluslararası kuruluşların üyesi olan ve uluslararası hukuka saygı, bölgesel istikrarın korunması ve işbirliği gibi sabit değerleri paylaşan iki ülkemizin büyük kazancıdır. İki halk arasındaki dostane ilişkiler, liderlere barış, işbirliği ve güvenlik iradesini göstermektedir. Biz, İstanbul’daki Yunanistan Başkonsolosluğu olarak, şehrin Türk, Yunan ve uluslararası geniş halkına açık etkinlikler düzenlediğimiz için yukarıda sayılan tüm gelişmelere tanık oluyoruz. Başkonsolos olarak göreve başladığım ilk andan itibaren, Türk toplumuna açılmayı hedefledim ve üç yıl sonra size bu açılımın meyvelerini verdiğini söyleyebilirim. Söylediklerimin kanıtı olarak size yakın zamanda yaşanan bir örneği aktaracağım: Kasım ayında, Türk halkının da çok sevdiği büyük Yunan besteci Mikis Theodorakis’in doğumunun 100. yılını kutladık. O dönemki Başkonsolosun resmi konutu olan Sismanoglio Megaro’da düzenlenen etkinliğe, ünlü besteci, şarkıcı ve uluslararası alanda dikkate değer bir kültürel varlığa sahip Zülfü Livaneli de konuşmacı olarak davet edildi. Etkinlik büyük bir başarıyla sonuçlandı ve Türk seyircinin katılımı çok etkileyiciydi. Elbette tercümanlık hizmeti de sağlanmıştı.
Türk sanatçılardan hangilerini seviyorsunuz? İstanbul’da hangi kültür sanat etkinliklerini takip ediyorsunuz?
Cevabımda dürüst olacağım! İstediğim kadar sanat etkinliğine katılamıyorum. Bir diplomatın, özellikle de İstanbul’daki programı mesleki ve sosyal yükümlülüklerle dolu. Ancak muhteşem AKM, Taksim Meydanı’nda, bize çok yakın bir yerde bulunuyor. Sık sık ziyaret ettiğim ve konserlere ve kültürel etkinliklere katıldığım bir yer; İstanbul’un kalbinde yer alan olağanüstü bir kültür mekanı. Ancak, az önce de belirttiğim gibi, Başkonsolosluk olarak Sismanoglio Sarayı’nda kültürel etkinlikler ve sanatsal gösteriler düzenlemeye özen gösteriyoruz. Gördüğünüz gibi, bu dönemde, 25 Mart Yunanistan Ulusal Bayramı vesilesiyle, Yunan sanatçı Giorgos Taxidis’in “Aynoroz: Sessizliğin Diyarı” temalı önemli bir resim sergisi düzenledik. Bu sergi 17 Nisan’a kadar ziyaret edilebilir. Bu vesileyle siz okuyucularımızı da sergiyi ziyaret etmeye davet ediyorum. Ağion Oros (Aynoroz) gibi tamamen Hristiyan bir mekandan ilham almış olmasına rağmen, Hristiyan olmayanlar bile serginin yaydığı maneviyat mesajını kolayca kavrayabilirler.