Sütaş, 50. kuruluş yılı kapsamında BASE iş birliğiyle hayata geçirdiği “Dikkat İnek Çıkabilir!” projesiyle, markanın yıllardır hafızalara kazınan ikonik ineklerini bu kez sanatın diliyle kamusal alana taşıyor. İlk durağı Galataport İstanbul olan sergi, sanatçıların özgün yaklaşımlarıyla yüzeyleri yeniden yorumlanan inek figürleri, şehir yaşamının tam kalbine yerleştirerek izleyiciyi gündelik rutinin içinde beklenmedik bir estetik deneyimle buluşturuyor.


Yüzlerce başvuru arasından, Türkiye’nin 20 farklı ilinden seçilen 50 sanatçının imzasını taşıyan heykeller; Sütaş’ın doğal, samimi, neşeli ve iyimser dünyasını her biri farklı bir bakış açısıyla yorumluyor. Kimi zaman mizah dolu, kimi zaman düşündürücü ama her zaman gülümseten bu çalışmalar, markanın “Çiftlikten Kalplere” uzanan yolculuğunu sanat aracılığıyla görünür kılıyor.


23 Aralık–5 Ocak tarihleri arasında Galataport İstanbul’da ziyaret edilebilen “Dikkat İnek Çıkabilir!” sergisi, 2026 yılı boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerini dolaşarak kamusal alanlara renk, estetik ve neşe taşımaya devam edecek. Sergi, sadece bir açık hava yerleştirmesi olmanın ötesinde, sanatın şehirle kurduğu bağı güçlendiren bir davet niteliği taşıyor.


Açılışta konuşan Sütaş Ana Marka ve Kurumsal İletişim Direktörü Eylem Karakaş Soyluoğlu, inek figürünün Sütaş iletişimindeki merkezi rolüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“50 yıllık marka yolculuğumuzda ineklerimiz her zaman en büyük ilham kaynağımız oldu. Sütaş’ın eğlenceli, samimi ve iyimser dünyasının sözcüsü oldular. 50. yılımızda bu ikonik figürü sanatçıların yaratıcı bakış açısıyla buluşturarak şehir yaşamının bir parçası hâline getirmek istedik. ‘Dikkat İnek Çıkabilir!’ ile kamusal alanlara gülümseten bir deneyim taşımayı hedefledik.”
Projenin danışmanı Derya Yücel ise çalışmanın kamusal alanda sanatın görünürlüğünü artırdığına vurgu yaparak, Sütaş ineklerinin kentle kurulan ilişkiye yeni bir yorum getirdiğini ifade etti. BASE adına konuşan Aslı Boduroğlu da, farklı disiplinlerden sanatçıların üretimlerini geniş kitlelerle buluşturan bu tür projelerin sanatın gündelik hayatla temasını güçlendirdiğini belirtti.