Zühre KURT
Sinemanın etkileyici anlatım gücü ile gastronominin derin kültürel köklerini birleştirerek, Türkiye’nin zengin mirasını uluslararası alana taşıyan öncü bir platform olan Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), 2026 yılında gerçekleştireceği etkinliklerde gastronomi ve sinema odaklı temalara odaklanacak. Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali hangi vizyonla yola çıktı?
Uluslararası Gastronomi Film Festivali, gastronomiyi yalnızca yemek üzerinden değil; kültür, hafıza, coğrafya ve insan hikâyeleri üzerinden okumak isteyen bir vizyonla yola çıktı. Amacımız, yemeğin arkasındaki emeği, bilgiyi ve mirası sinemanın ve medyanın güçlü anlatım diliyle, uluslararası düzeyde görünür kılmak. Bu festival, sofra ile beyaz perde arasında kurulan kültürel bir köprü olarak tasarlandı; yerel olanı evrensel bir dille anlatmayı hedefliyor.
Platformun gastronomi ve sinemayı bir araya getirme amacı nedir?
Gastronomi ve sinema aslında aynı yerden besleniyor: hikâyeden. Bir yemeğin ortaya çıkışı da, bir filmin anlatısı da insanla, yaşanmışlıkla ve coğrafyayla ilgili. Bu iki alanı bir araya getirerek, gastronomiyi yalnızca bir tüketim pratiği olmaktan çıkarıp kültürel bir anlatı alanı olarak konumlandırmak istiyoruz. Sinema bu noktada, gastronominin hafızasını taşıyan en güçlü araçlardan biri haline geliyor.
Sinemayı gastronomi anlatısının merkezine koyma fikri nasıl doğdu?
Bu fikir, gastronominin yıllardır çoğunlukla görsel estetik ya da lezzet üzerinden temsil edilmesinden duyduğumuz bir eksiklik hissiyle doğdu. Oysa bir ürünün, bir tarifin ya da bir mutfak geleneğinin ardında çok katmanlı hikâyeler var. Sinema ve medya bu hikâyeleri derinlikli ve evrensel bir dille anlatabilme gücüne sahip. Biz de gastronominin anlatısını bu güçlü dilin merkezine yerleştirerek daha kalıcı, daha kapsayıcı bir alan açmak istedik.
Platformun uluslararası ölçekte konumlanma hedefi nedir?
Festivalin en önemli hedeflerinden biri, Türkiye’deki çok çeşitli gastronomi ve kültürel mirası, uluslararası bir anlatı ağına dahil etmek. Farklı ülkelerden film yapımcıları, şefler, akademisyenler ve izleyiciler arasında kalıcı bir diyalog kurmayı önemsiyoruz. Uluslararası ölçekte konumlanırken, yerel olanı kaybetmeden; aksine yerelin özgünlüğünü güçlendiren bir yapı kurmaya çalışıyoruz.
2026 yılındaki etkinlik hedeflerinizden söz edebilir misiniz?
2026 yılı için hedefimiz, festivalin içerik derinliğini ve etki alanını genişletmek. Program yapısını daha odaklı ve sürdürülebilir bir çerçevede yeniden ele alarak, ulusal ve uluslararası kısa film yarışmalarıyla desteklenen içerikler aracılığıyla farklı şehirlerde yeni anlatı alanları açmak ve genç üreticilerle daha güçlü bağlar kurmak istiyoruz. Festivalin yalnızca belirli günlerde gerçekleşen bir etkinlik değil; yıl boyunca yaşayan, sürekli üreten bir kültürel platform haline gelmesi bizim için çok önemli.