Dirimart, sanatçı ikilisi Özlem Günyol ve Mustafa Kunt’un Londra’daki galerisinde gerçekleşen ilk sergisine ev sahipliği yapıyor. 5 Mart’ta kapılarını açan “Dışarı çıkmak istiyorsan, içeri gir” başlıklı sergi, 11 Nisan 2026 tarihine kadar sanatseverlerle buluşacak. Heykel, performans, video ve yerleştirmeden oluşan altı yeni çalışmayı bir araya getiren sergi, günümüz dünyasında akla hayale sığmayacak sosyal ve siyasi durumların nasıl yavaş yavaş “yeni normal” haline geldiğini sorguluyor. Sanatçılar özellikle siyasal şiddetin, gözetim kültürünün ve kamusal ile özel alan arasındaki sınırların giderek aşınmasının yarattığı gerilime odaklanıyor.

Sergide öne çıkan işlerden “Mayfair’deki Açılış” (2026), Londra metrosunda sıkça duyulan “See it. Say it. Sorted.” anonsundan yola çıkan bir performans çalışması. Sergi açılışı sırasında kimliği sanatçılar tarafından dahi bilinmeyen bir dedektifin kaleme aldığı raporları içeren yapıt, kamusal alanın giderek artan gözetim ve denetim mekanizmalarıyla nasıl şekillendiğini görünür kılıyor.
Yeni üretimler arasında yer alan “The Dirty Work” (2026) ise Almanya Şansölyesi’nin 2025 yılında İsrail’in İran’a saldırılarını “kirli iş” olarak nitelendiren açıklamasından hareketle oluşturulan heykellerden oluşuyor. 360 derece dönen ve askeri mühimmatı andıran harf formları, siyasi retoriğin sivil kayıpları nasıl görünmez kıldığını çarpıcı bir görsellikle ele alıyor.

Türkiye’deki haksız tutuklamalara odaklanan “Ben bu renkleri sevmedim!” (2026) adlı yerleştirme ise gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde karşılaşılan mekânların renklerini merkezine alıyor. Polis üniformaları, karakollar, sorgu odaları ve hapishane duvarlarından dijital olarak toplanan tonlardan oluşan renk paleti, devlet şiddetinin gündelik görsel dilini görünür kılıyor. Bu renkler, “Çepeçevre” (2026) adlı çalışmada tek kişilik bir hapishane hücresinin ölçülerine denk düşen bir mekânı çevreleyen duvar resmine dönüşüyor.

Sergide zamansallık ve tecrit deneyimi de önemli bir yer tutuyor. Sanatçıların kendi kalp atışlarını referans alarak oluşturdukları video serisi “Aynı Zaman(da)” (2026) ile bir yıllık sürece yayılan el emeği bir üretimi temsil eden “Günbegün” (2026) çalışması, zamanın algılanışını ve bireysel direnci ele alıyor.
Ayrıca sanatçıların önceki yıllarda ürettikleri iki önemli çalışma da yer alıyor. Hollanda’nın Delft kentinde bir parkta kaydedilen “Bir anekdot: Öteki” (2020), mors alfabesiyle “Free Osman Kavala” mesajını ileten bir ışık düzenlemesi üzerinden politik bir göndermede bulunuyor. “Hak” (2015) adlı çalışma ise Türkiye Anayasası’nda 36 kez geçen “hak” kelimesini grafik bir kompozisyona dönüştürerek anayasanın temel amacının bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak olduğunu hatırlatıyor.
Günyol ve Kunt’un Londra’daki bu ilk sergisi, güncel politik atmosferi sanatın eleştirel diliyle yorumlayan güçlü bir anlatı sunarken izleyiciyi gözetim, özgürlük ve kamusal alan üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.