Zühre KURT
Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve Sürdürülebilirlik Akademisi’nin iş birliğiyle düzenlenen 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, “Bugün tarımda çalışan her dört kişiden biri kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda dört kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Dünyada üretilen her üç gıdadan biri çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” dedi. Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber ise “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı.


Sidar, “Dünya bugün yeterince gıda üretiyor; buna rağmen her 9 insandan 1’i hâlâ aç. Bu tablo, gıda sisteminin nasıl işlediğini yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bu yıl ‘Gıdanın Geleceği İçin’ derken bizi bekleyen geleceği konuşuyoruz. Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşırken daha az su, daha sınırlı toprak ve daha fazla riskle yaşayacağız. Üstelik küresel sera gazı salınımlarının yaklaşık yüzde 30’u gıda sistemlerinden geliyor. Dolayısıyla iklim gündemini gıda gündeminden ayrı düşünemeyiz” dedi. Sidar, “TÜGİS olarak sadece temsil etmeyi yeterli görmüyoruz, dönüşümü de yönetmek gerekiyor. Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Ayrıca dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile her yıl sürdürülebilir bir gelecek için umudumuzu büyütüyoruz” diyen Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa ise “İş dünyası bir dönem sürdürülebilirliğin izleyicisi konumundaydı; bu yaklaşımı kendi iç yönetimine yansıtamıyordu. Akademimiz iş dünyasında söylemden eyleme uzanan bir çizgide değişim ve dönüşüm yaratmak hedefiyle ortaya çıktı. Bu kapsamda paydaşlarımızla birlikte gıdanın sürdürülebilirliğini insan varlığının sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alıyor, söylemden eyleme geçmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu.
Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, “Gıda artık küresel ölçekte güvenlik, sağlık, çevre, sürdürülebilirlik ve egemenlik başlıklarının kesişiminde yer alıyor. İklim değişikliği ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskı; su kaynaklarını ve gıda zincirinin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu tablo içinde görevimiz gıdayı güvenli, sağlıklı, izlenebilir ve sürdürülebilir şekilde üretip tüketiciye ulaştırmak. Bakanlığımız suyu merkeze alan bir yaklaşımla hangi ürünün hangi alanda ne kadar ve nasıl üretileceğini ortaya koyan programla sistemli biçimde çalışıyor. Genel Müdürlüğümüz de gıdanın her aşamasında güvenilirliği sağlamayı esas alıyor. Her biri gerekli formasyona sahip 8 binin üzerindeki denetçiyle yılda yaklaşık 1 ila 1,5 milyon resmi kontrol gerçekleştiriyoruz” dedi.
Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker ise “Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel ve bölgesel sorunlar, artık ‘kriz ötesi’ bir aşamaya yaklaştığımızı gösteriyor. Bu yüzden temenniyle yetinmeyen, pratik öneriler üreten bir anlayış inşa etmeliyiz. Son iki yüz yılda egemen olan yaklaşım dünyamızı oldukça zorladı. Doğal kaynakları aşındıran bu tabloya karşı doğru tahlil ve acil eylem gerektiren bir döneme girdik” dedi.
Dünyanın insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağa sahip olduğunu hatırlatan Eker, asıl sorunun ihtirasların frenlenmesinde olduğunu vurguladı. Eker, “Açlık, obezite ve israfın aynı anda büyüdüğü bir dünyada, üretilen gıdanın üçte birinin israf edilmesi kabul edilemez. Yaklaşık 700 milyon insan açlıkla karşı karşıya; obez sayısı 1,2 milyarı aşıyor. Ülkemizde de israfın kişi başına 102 kg düzeyinde olduğu ifade ediliyor. Bu tabloyu ancak paydaşların eşgüdüm içinde çalıştığı, koordinasyon–operasyon–iletişimi birlikte kuran yeni bir sistem yaklaşımıyla tersine çevirebiliriz” ifadelerini kullandı.
Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı ise açıklamalarında israfsız şirketin önemine değinerek; “Sürdürülebilirlik bizim için çevreye, topluma ve ekonomiye aynı anda değer katmak, fayda sağlamak demek. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaj tasarımlarına kadar her alanda bu anlayışla hareket ediyoruz. 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyürken, kaynakları en verimli şekilde kullanıyor, doğaya ve insana saygılı üretim yapıyoruz. Fındıktan Fazlası, Buğdayda Onarıcı Tarım ve Kakaodan Fazlası projelerimizi geliştirerek sürdürülebilir tarımı desteklemeye devam ediyoruz. Ülker’de ‘İsrafsız Şirket’ kültürümüzle her lokmada mutluluk vermek için aralıksız çalışırken toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, sürdürülebilirlik projelerimiz ve performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli, “Dünyada yaklaşık 500 milyon küçük ölçekli işletme küresel gıda ihtiyacının yaklaşık %80’ini karşılıyor. Önümüzdeki 10 yılda talebin %30 artacağı öngörülürken, bu işletmelerin üretime sağlıklı biçimde devam etmesini sağlayamazsak güvenli ve sürdürülebilir gıda arzını garanti altına alamayız” dedi.