Saklı Zaman Bahçeleri romanının yazarı Bige Güven Kızılay, okuru ile zamanın doğrusal akışını sorgulayan çok katmanlı bir anlatıya sahip. İskenderiye Kütüphanesi’nin küllerinden 16. yüzyıl İstanbul’una, oradan pandemi günlerinin İstanbul’una uzanan roman; geçmiş, bugün ve insan hafızası arasında kurulan görünmez bağların izini sürüyor.
Üç ayrı zaman diliminde geçen üç hikâye, ilk bakışta birbirinden uzak gibi görünse de romanın merkezinde ortak bir anlamda buluşuyor. Kızılay, tarihi yalnızca bir arka plan olarak değil; yaşayan, bugüne temas eden bir hafıza alanı olarak ele alıyor. Zaman, romanda doğrusal bir çizgi olmaktan çıkıp döngüsel bir deneyime dönüşüyor.
Saklı Zaman Bahçeleri, “Geçmiş, sandığımızdan daha mı fazla bugüne dokunur?” sorusunu merkeze alırken, okurunu hızlı cevaplara değil; düşünmeye, hatırlamaya ve durmaya çağırıyor. Aceleye kapılmayan anlatımıyla roman, zamanı bir olaylar dizisi olarak değil, insanın iç dünyasında şekillenen bir bilinç hâli olarak ele alıyor.
Zamanın Katmanlarında Bir Roman: Saklı Zaman Bahçeleri