Bazı hikâyeler vardır; yayımlandıkları dönemin ötesine geçer, okurun zihninde yaşamaya devam eder. Yiğit Kulabaş’ın 2006’da yayımlanan ve kısa sürede kült statüsüne ulaşan romanı Zamanya, tam da böyle bir eserdi. Zamanı yalnızca ölçülen bir kavram olmaktan çıkarıp, hayatın en değerli ve en kırılgan gerçeği olarak yeniden tanımlayan bu çarpıcı hikâye, şimdi yepyeni bir formda geri dönüyor. Üstelik bu kez, usta çizer M. K. Perker’in güçlü ve karakteristik çizgileriyle bir grafik roman olarak.İlk yayımlandığında dünya bugünkünden bambaşkaydı. Sosyal medya henüz hayatın merkezinde değildi, akıllı telefonlar cebimize hükmetmiyordu ve yapay zekâ gündelik konuşmaların bir parçası değildi. Ama Zamanya’nın sorduğu soru aynıydı: Zaman gerçekten kimin? Ve belki de daha önemlisi: Onu nasıl harcıyoruz?


Aradan geçen yirmi yıl, teknolojiyi ve hayatın ritmini kökten değiştirdi. Ancak zamanla yarışma hissi, anlam arayışı ve mutluluğun peşinden koşma arzusu hiç değişmedi. Zamanya’nın bugün yeniden doğmasının nedeni de tam olarak bu: anlattığı hikâye hâlâ güncel, hâlâ rahatsız edici ve hâlâ fazlasıyla tanıdık. Grafik roman uyarlaması, yalnızca metnin görselleştirilmesinden ibaret değil. Hikâye, sahne sahne yeniden düşünülerek karelere bölündü; kritik diyaloglar, atmosfer ve karakterlerin iç dünyası çizgiler aracılığıyla yeniden inşa edildi. Kerim ve Selim’in iç içe geçen evrenleri, zamanın bir meta haline geldiği o distopik düzen, Perker’in karanlık ve çarpıcı estetiğiyle somut bir dünyaya dönüşüyor.Yeni edisyon, Zamanya’yı ilk kez keşfedecek okurlar için güçlü bir giriş noktası sunarken, yıllar önce romanla bağ kuranlar için de görsel hafızayı harekete geçiren yeni bir deneyim vaat ediyor. Yirmi yıl sonra Zamanya artık sadece hatırlanan bir hikâye değil; yeniden anlatılan, yeniden görülen ve yeniden hissedilen bir evren.