Arzu ve kadınlık üzerine duyusal bir hikâye: “Avec Kim”
Miu Miu’nun sinema ile moda arasındaki yaratıcı diyaloğu sürdüren Women’s Tales serisi, 32. bölümünde sinemanın kendine özgü anlatı dünyasıyla öne çıkan Fransız yönetmen ve senarist Claire Denis’yi ağırlıyor. Denis’nin yönettiği Avec Kim, 5 Eylül 2026’da Venedik Film Festivali kapsamında Giornate degli Autori bölümünde dünya prömiyerini gerçekleştirecek.
Miu Miu’nun 16 yıldır sürdürdüğü Women’s Tales projesi, modayı yalnızca bir estetik ifade alanı olmaktan çıkararak kadınların bakış açılarını, arzularını ve dünyayla kurdukları ilişkiyi sinema aracılığıyla görünür kılan özgün bir platforma dönüştürüyor. Serinin her yeni bölümü, farklı bir kadın yönetmenin kişisel sinema dilini Miu Miu’nun yaratıcı evreniyle buluşturuyor. Avec Kim ise bu yolculuğun, sinemanın duyusal ve şiirsel anlatım gücü yüksek duraklarından biri olmaya aday.
Claire Denis’nin duyusal sineması
1946’da Paris’te doğan Claire Denis, çocukluğunun önemli bir bölümünü sömürge döneminin Fransız Afrikası’nda geçirdi. Bu deneyim, yönetmenin sinemasında yıllar boyunca izlerini taşıyan aidiyet, yabancılık, kimlik, beden ve arzu kavramlarının oluşumunda belirleyici oldu.
Denis’nin sineması, klasik anlatı kalıplarından çok atmosferlere, bakışlara, sessizliklere ve bedenlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiye yaslanıyor. Bu nedenle yönetmenin sinema anlayışı sıklıkla “beden sineması” olarak tanımlanıyor. Hikâyelerini doğrudan anlatmak yerine sezdiren, karakterlerin iç dünyasını görüntü, hareket, ses ve ritim üzerinden kuran Denis, izleyiciyi de filmin duygusal dokusunun bir parçası hâline getiriyor.
Chocolat (1988), Beau Travail (1999) ve 35 Shots of Rum (2008), yönetmenin uluslararası sinemadaki yerini sağlamlaştıran başlıca yapıtları arasında. Denis, sonraki yıllarda High Life (2018), Both Sides of the Blade (2022) ve Cannes Film Festivali’nde Grand Prix kazanan Stars at Noon (2022) ile sinemasındaki deneysel ve özgün çizgiyi sürdürdü.2026 yılında Cannes Directors’ Fortnight kapsamında verilen Carrosse d’Or ile de sinema dünyasındaki etkisi bir kez daha onurlandırıldı.
Denis’nin son uzun metrajlı çalışması The Fence ise 2025 yılında izleyiciyle buluştu.
Moda ile sinemanın kesiştiği alan
Miu Miu Women’s Tales’in asıl gücü de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Moda ve sinema arasındaki ilişkiyi bir marka anlatısının ötesine taşıyarak, kadınların dünyaya bakışını özgür ve yaratıcı bir sinema alanında buluşturmak.
Proje, 16 yıl boyunca farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan kadın yönetmenlere alan açtı. Her film, Miu Miu’nun estetik kodlarından hareket etmekle birlikte, yönetmenin kişisel dünyasını ve sinema dilini merkeze aldı. Böylece Women’s Tales, moda dünyasının sınırları içinde kalan bir içerik projesinden çok, kadın sinemacıların seslerini çoğaltan bağımsız bir kültür platformuna dönüştü.
32. bölümde Claire Denis’nin seçilmesi ise bu yaklaşımın güçlü bir devamı niteliğinde. Denis’nin beden, arzu, kimlik ve yabancılaşma üzerine kurduğu sinematografik dünya ile Miu Miu’nun kadınlık kavramına geleneksel kalıpların dışında yaklaşan estetik anlayışı, Avec Kim için merak uyandıran bir kesişim yaratıyor.
Venedik’te yeni bir hikâye
Avec Kim’in Venedik Film Festivali’nin Giornate degli Autori bölümündeki prömiyeri, Women’s Tales’in moda ile çağdaş sinema arasındaki bağını bir kez daha uluslararası kültür sahnesine taşıyacak.
Miu Miu’nun bu uzun soluklu projesi, kadınların hikâyelerini anlatmanın ötesinde, kadınların kendi hikâyelerini nasıl anlatmak istediklerine odaklanıyor. Claire Denis gibi sinema dilini görsel güzellikten çok duygu, beden ve sezgi üzerinden kuran bir yönetmenin projeye dahil olması da Women’s Tales’in yıllar içinde ulaştığı sanatsal olgunluğun dikkat çekici bir göstergesi.Moda değişiyor, sinema değişiyor; ancak kadınların kendi hikâyelerini anlatma arzusu her iki alanın da en güçlü yaratıcı kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. Avec Kim, Miu Miu Women’s Tales’in bu kesişimde açtığı yeni sayfanın adı.