Sezen KİRACI
14-20 Nisan tarihleri arasında Cenevre’de düzenlenen Watches & Wonders 2026, yalnızca yeni saatlerin tanıtıldığı bir fuar olmanın ötesine geçerek, lüks saat dünyasının en önemli buluşma etkinliği haline geldi. Saat bayileri, basın mensupları ve son kullanıcı saat severler olarak bu yıl yaklaşık 60.000 kişinin ağırlandığı fuar geçen seneye göre %9’luk bir artış ile rekorunu tazeledi.
#watchesandwonders2026 etiketi altında sosyal medya erişimi %29 artışla 900 milyon kişiye ulaştı. Ölçülebilir her açıdan bakıldığında bu, etkinlik tarihinin en önemli Watches & Wonders organizasyonu oldu.
Ancak rakamlar ne kadar etkileyici olursa olsun, hikâyenin yalnızca bir kısmını anlatıyor. Watches & Wonders 2026’yı gerçekten özel kılan şey, Cenevre’de hissedilen atmosferdi. Bir ticaret fuarından çok, kültürel bir iz bırakan bu deneyim, mekanik saatçiliğin yalnızca varlığını sürdürmediğini, aksine ivme kazandığını net bir şekilde ortaya koydu.
Teknik inovasyonlardan, değerli taş ve renkli kadranların büyüleyici dünyasına, mühendislik harikalarından, geleneksel saatçiliğin yeniden yorumlanmasına uzanan bu yolculukta öne çıkan 5 saat modelini inceleyelim.
IWC – Pilot’s Venturer Vertical Drive: Gökyüzünden Uzaya Geçiş


İşte karşınızda fuarın belki de en ilgi çeken modeli. Yaklaşık bir asırdır havacılık ile ilgili saatler üreten IWC bu kez çıtayı yeni bir kategoriye yükseltti. İnsanlı uzay araçları için sıfırdan tasarlanan ilk IWC modeli Pilot’s Venturer Vertical Drive, Amerikalı yeni nesil uzay istasyonu şirketi olan VAST ile birlikte astronotlar için geliştirildi.


Saat ile ilgili belki de en radikal yenilik, kurma kolunun tamamen kaldırılmış olması. Uzay giysisi ve eldivenle kullanım için tasarlanan saatin tüm ayarları, patentli dönen bezeli sayesinde yapılıyor. “Vertical Drive” adı verilmesi ise kontrolün kurma kolundan bezele taşınması ve mekanizmaya dikey eksende aktarılması fikrine dayanıyor. Saat, takvim ve GMT modülleri arasındaki geçişi ise “rocker switch” adı verilen kontrol mandalı sağlıyor.


Beyaz zirkonyum oksit seramik kasası 44 mm çapında. Saatin bezeli, IWC’nin kendi geliştirdiği Ceratanium malzemeden üretilmiş. İçerisinde bulunan titanyum sayesinde hafif ve dayanıklı, seramik yapısı sayesinde ise sert ve çizilmelere karşı oldukça dirençli bir yapıya sahip.
Minimalist dizaynı, kolay okunabilirlik sunan mat siyah, yansıma önleyici sade kadranı ve yüksek kontrastlı göstergeleri ile işlev odaklı bir saat olarak karşımıza çıkıyor. Evet belki IWC’nin geleneksel tasarım dilinden çok farklı, fakat akıllara şu soru geliyor; bu saat bir aksesuar mı yoksa bir uzay ekipmanı mı?
Rolex – Oyster Perpetual Day-Date 40: Prestijin Yeni Parıltısı
Tüm yeni çıkan Rolex modelleri arasında hem materyali hem de kadran seçimi olarak en etkileyici Rolex modeli.


Başkanların saati olarak bilinen Day-Date ilk kez üretildiği 1956 yılından tam 70 yıl sonra karşımıza yeni bir altın alaşımı ile çıkıyor; 18 ayar Jubilee Gold.
Ne pembe, ne sarı, ne de beyaz diyebileceğimiz bu yeni altın rengi; bakır, paladyum, çinko ve gümüşün bir araya gelmesi ile oluşuyor ve ortaya muhteşem bir parıltı çıkıyor. Statik bir altın görüntüsünden ziyade ışığa göre değişen bir karaktere sahip, bu da kullanıcıya nefis bir göz ziyafeti sunuyor.

18 ayar Jubilee Gold yumuşak sarı, sıcak gri ve pastel pembe dokunuşu ile bir renkten çok daha fazlası. Rolex’in 2005 yılında ürettiği patentli altın alaşımı olan Everose Altın’dan sonraki bu yeni nesil materyali Day-Date 40 modelinde, quartz ailesine ait değerli bir taş olan açık yeşil Aventurin ile buluşuyor. Ancak marka bununla yetinmeyip 10 adet baget kesim pırlanta ile büyüleyiciliği zirveye taşıyor. Bu güzel modelin “nick name’i” ise koleksiyonerler tarafından “Matcha” olarak kabul edildi bile J sevenlere duyurulur.
Cartier – Santos Dumont: Sessiz Lüksün Yansıması

Zamansız stilini, elegan “mesh” (hasır) bilezik ve maskülen obsidyen kadranı ile buluşturan Cartier Santos-Dumont modeli bence fuarın en yakışıklı saatlerinden biriydi.

En dikkat çeken yanı ise yalnızca 1,15 mm incelikteki muhteşem “mesh” bileziği. 1920’lerin tarzını yansıtan, 394 adet bağlantıdan oluşan, 15 sıralı “mesh” bilezik, adeta kasanın devamı niteliğinde. İnce ve zarif yapısı onu tam bir “dress watch” haline getiriyor. Kasanın üzerinde yer alan görünür vidaları, romen rakamları ve kaboşon taşlı kurma kolu saatin aynı zamanda klasik Santos imzasını koruduğunu gösteriyor.
Meksika kökenli volkanik bir taş olan obsidyen, içindeki mikroskobik hava kabarcıkları sayesinde ışıkla oynayan yansımalar yaratıyor. Sadece 0.3 mm inceliğiyle cam kadar kırılgan bu kadran, markanın işçilikteki ustalığı vurguluyor. Bu ince ve zarif kasa içinde elle kurmalı 430 MC kalibreyi barındırıyor. Sade ve kendine özgü karakteristik yapısı ile sessiz lüksün en iyi yansıması.
JLC – Master Control Chronometre Perpetual Calendar: Klasik Komplikasyon, Yeni Standart
Watches & Wonders 2026’da Jaeger-LeCoultre’un en önemli hamlesi yeni bir komplikasyon değil, yeni bir standarttı.

Master Control Chronometre Perpetual Calendar modeliyle JLC, saat severlere ince kasa yapısının yanı sıra, yüksek hassasiyet sertifikası olan HPG’yi (High Precision Guarantee ) de sundu. Peki bu yeni dakiklik sertifikası ne anlama geliyor? HPG (Yüksek Dakiklik Garantisi), Jaeger-LeCoultre’nin 2026’da tanıttığı yeni sertifikasyon sistemi. COSC kronometre testine ek olarak, saatin tamamını gerçek kullanım koşullarını simüle eden özel bir protokolle test ediliyor. Test edilen saatin sıcaklık değişimleri, farklı pozisyonlar, şoklar ve basınç altındaki hassasiyeti ölçülüyor. Bu sayede saat, günlük hayatta karşılaşabileceğiniz zorluklara karşı güvenilirlik garantisi veriyor. Yüksek dakiklik sertifikası HPG’ye sahip olması JLC’nin “gerçek kullanım koşullarında hassasiyet” iddiasını yeni bir seviyeye taşıyor.


39 mm çapındaki ve yalnızca 9.2 mm kasa kalınlığına sahip Master Control Chronometre Perpetual Calendar, klasik perpetual calendar mimarisini korurken, onu modern bir kullanım deneyimiyle yeniden tanımlıyor.
İnce kasa yapısı içinde barındırdığı JLC mekanizma 868; artık yıl ve farklı ay uzunluklarını hesaba katarak 2100 yılına kadar düzeltme gerektirmiyor. Pembe altın versiyonunda, bronz tonlu kadran üzerinde 12 yönünde ay ve yıl, 3 yönünde gün, 9 yönünde tarih, 6 yönünde ise ay evre göstergesi yer alıyor.
Van Cleef & Arpels – Midnight Jour Nuit Phase de Lune
En sevilen saat markalarından biri olan Van Cleef & Arpels, peri masallarını andıran standı ile fuarda yerini almıştı. Yeni modelleri arasında bizleri yine şiirsel bir şölen bekliyordu. Bu saat bizim için zamanı ölçmüyor, sanki romantize ediyordu.

Gündüz-Gece göstergesi (Jour-Nuit) ve astronomik ay evresi göstergesinin üst üste çalışması teknik açıdan hayranlık uyandırırken, siyah aventurin cam kadran ve sedef ay göstergesi tüm ihtişamı ile göz dolduruyor. Minimal indeksler sayesinde dikkatleri tamamen animasyona topluyor. Öyle ki ay gizlendiğinden bile butonla tekrar görünür hale gelebiliyor.

Rodyum kaplama 18 ayar beyaz altın kasa 42 mm çapında bu yeni saati ile Van Cleef & Arpels bize yine şu mesajı veriyor: “Bu saat zamanı ölçmez, zamanın geçişini hissettirir” ve belki de lüksün en saf hali tam olarak da budur; işlevden çok bir his uyandırmak.
Sizin favoriniz hangisi?