Günay Demirbağ –
ABD’li yazar ve çizer Jeff Kinney, düzenlenen basın toplantısında çocuk edebiyatına, yazarlık serüvenine ve kitaplarının farklı kültürlerde nasıl karşılık bulduğuna dair açıklamalarda bulundu. Kinney, ilk kez 10 yıl önce ziyaret ettiği Türkiye’ye her yıl gelmek istediğini ve burada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

İlk İstanbul ziyaretinin yalnızca kültürel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda yazarlık bakış açısını da dönüştürdüğünü ifade eden Kinney, “Türkiye’deki çocuklar, benden farklı bir kültürden ve dünyanın başka bir yerinden olmalarına rağmen Greg’i kendilerine arkadaş olarak gördü. O an fark ettim ki ben sadece ABD’li bir çocuğu yazmıyordum; genel olarak çocukluğu yazıyordum” dedi.
Kinney, son 18 yıldaki seyahatlerinden oluşan bir video hazırladıklarını ve videodaki en etkileyici görüntülerin bir kısmının Türkiye’den olduğunu da sözlerine ekledi.
“Kitaplar hem pencere hem de ayna olabilir”

Eserlerinde “ortak çocukluk deneyimleri”ne odaklandığını vurgulayan yazar, dünyanın giderek kutuplaştığı bir dönemde bu yaklaşımın önemine dikkat çekti. Kinney, “Kültürlerimiz çok farklı olabilir ama bence hepimiz aynı yerden başlıyoruz. Kutuplaşmış bir dünyada çocukluk deneyimi bizi birleştiren şey. Farklı ülkelere seyahat etmek, bu ortak deneyimlere daha fazla odaklanmamı sağladı” diye konuştu. Çocukların kendilerini yansıtan kitaplarla karşılaşmasının değerine işaret eden Kinney, “Kitaplar başka dünyalara açılan pencereler olabilir ama aynı zamanda aynalardır. Bir çocuğun kendi deneyimlerini bir hikâyede görebilmesi çok önemli. Mizah merceğiyle kitaplarımda yapmaya çalıştığım şey tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
“Çizgi romanlarla dünyayı tanıdım”
Washington’da mütevazı bir ailede büyüdüğünü anlatan Kinney, çocukluğunda seyahat etme imkânı bulamadığını, dünyayı çizgi romanlar aracılığıyla keşfettiğini söyledi. “Ailemin çok parası yoktu. En sevdiğim çizgi romanlar Donald Duck ve Uncle Scrooge idi. Bu karakterler tüm dünyayı dolaşıyordu. Ben de dünyayı bu şekilde tanıdım. Şimdi kendi çizgi romanlarım sayesinde dünyayı gezebilmem gerçekten ironik” dedi.Yetişkin kitabı yazmak üzere seriye başladığını ancak sonunda çocuk dizisinin ortaya çıktığını da belirtti.
Çocuklara tepeden bakacak şekilde yazmamaya ve kendisi için de eğlenceli mizah yapmaya çalıştığını söyleyen Kinney, çocukların dikkatine değer şeyler yazarak onları kazanmak gerektiğinin altını çizdi.
“Saftirik, sıradan bir çocuk olduğu için bu kadar başarılı oldu”
Başarılı çizer, 20 yıl önceki ile bugünün çocukları kıyaslandığında, cep telefonlarının hayatları değiştiren en büyük fark olduğuna işaret etti. Çocuk edebiyatındaki çoğu karakterin Harry Potter gibi, kahraman, güçlü, zengin ve özel olduğunu, kendi çizdiği karakterin ise kendi halinde, sıradan bir çocuk olduğunu vurguladı.

Kinney’in kaleme aldığı ve 2007’den bugüne, 70 dilde, 300 milyon kopyaya ulaşan serinin 20. kitabı “Saftirik Greg’in Günlüğü 20: Parti Aşkına!”, Epsilon yayınları tarafından okuyucunun beğenisine sunuldu.
Basın toplantısından sonra Greg’i daha yakından tanımak için Jeff Kinney ile bir söyleşi gerçekleştirdik:
–Greg, sevilen bir karakter fakat biraz da belayı üzerine çeken bir yapısı var özellikle okuyucu için bu çizgiyi dengeyi nasıl koruyorsunuz?
Greg karakteri sürekli çuvallayan, hata yapan eğlenceli bir karakter. Bu normalde çocuk edebiyatında rastladığımız bir şey değildir. Fakat çocuklukta çok şey var olan şeyler bunlar. Çocuklara tepeden bakacak şekilde yazmamaya ve eğlenceli mizah yapmaya çalışıyorum. Çocukların dikkatine değer şeyler yazarak onları kazanmak gerek. Belki de tam da bu yüzden Saftirik serisi bu kadar başarılı oldu. Çünkü orada her kesimin kendisini görebileceği, onlara çok benzeyen bir çocuğu yazmaya çalışıyorum.
– Greg sevilen bir karakter ama aynı zamanda sürekli belayı üzerine çeken, hata yapan biri. Okuyucu için bu dengeyi nasıl koruyorsunuz?
Greg, aslında sürekli çuvallayan ve hatalar yapan eğlenceli bir karakter. Bu, çocuk edebiyatında çok sık rastladığımız bir yaklaşım değil ama çocukluk dediğimiz şey tam olarak böyle bir dönem. Yazarken çocuklara tepeden bakmamaya özellikle dikkat ediyorum. Mizahın eğlenceli ama samimi olmasını önemsiyorum. Çocukların zekâsına ve dikkatine değer veren hikâyeler yazarsanız, onları kazanırsınız. Sanırım Saftirik serisinin bu kadar sevilmesinin nedeni de bu: Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, çok “gerçek” bir çocuk anlatmaya çalışıyorum.
– Greg’in arkadaşları Rodrick ve Manny de çok güçlü karakterler. Onlar için ayrı kitaplar yazmayı düşünüyor musunuz?
Başlangıçta yan karakter gibi görünseler de zamanla hikâyenin merkezine yerleştikleri oluyor. Bu da beni gelecekte onları daha fazla merkeze alan hikâyeler yazmaya yönlendiriyor.
– Kitaplarınız çocuklar kadar yetişkinler tarafından da ilgiyle okunuyor. İki farklı okur profili arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Aslında bu benim için çok eğlenceli bir süreç. İki tarafı da memnun etmek zor ama Greg’in kendine özgü yapısı bunu kolaylaştırıyor. Onun bakış açısı hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap edebiliyor.
– Yazım süreciniz nasıl başlıyor? Önce metin mi yoksa illüstrasyon mu geliyor?
Genellikle her şey şakalarla başlıyor. Yazmadan önce kafamda fikirler oluşuyor ama süreci asıl tetikleyen mizah oluyor. Ardından çizime geçiyorum. Çoğu zaman, şakaları yazmadan önce bile çizimin nasıl görüneceğine dair zihnimde bir fikir oluşmuş oluyor.
– Kendi çocukluğunuzdan gelen deneyimleri kitaplarınıza yansıtıyor musunuz?
Kesinlikle. Çocukluk anılarım hikâyelerin içinde önemli bir yer tutuyor. Aslında pek çok sahnede başrolü onlar oynuyor diyebilirim.
– Saftirik serisi Türkiye’de ve dünyada bir fenomene dönüştü. Farklı kültürlerde bu kadar sevilmesini nasıl açıklarsınız?
Çizgi romanların sunduğu anlatım istikrarı insanların hoşuna gidiyor. Belirli bir kaliteyi ve hikâye çizgisini tutarlı bir şekilde sürdürebilmek çok önemli. Benim yapmaya çalıştığım da bu. Kültürler ve nesiller arasında yazabilmek benim için büyük bir ayrıcalık. Bunu asla hafife almıyorum. Bazen gerçekten bunu yapabildiğime inanmakta zorlanıyorum.
– Eğer Greg ile bir gün geçirme şansınız olsaydı ona ne tavsiye ederdiniz?
Tüm günlüklerini saklamasını isterdim. Çünkü bir gün, o günlükleri okumak isteyen çok büyük bir kitle olacağına eminim.