Bağımsız saatçiliğin en yaratıcı markalarından biri olan MB&F, alışılmış tasarım anlayışlarını bir kez daha altüst eden yeni Horological Machine No.12 (HM12) ile saat dünyasının gündemine oturdu. Bir kol saatinden çok mekanik bir karakteri andıran HM12, yalnızca zamanı gösteren bir araç değil; mühendislik, tasarım ve hikâye anlatımını bir araya getiren sıra dışı bir koleksiyon parçası olarak öne çıkıyor. Aslında marka için farklı bir kader yazılmıştı. HM12’nin ilk amacı, MB&F’nin 20. kuruluş yıl dönümünü kutlayan özel model olmak ve markanın ilk iki on yılına nokta koymaktı. Ancak beş yılı aşkın geliştirme süreci, projeyi çok daha iddialı bir noktaya taşıdı. Sonuçta HM12, bir dönemin kapanışını değil, markanın üçüncü on yılına girişini simgeleyen yeni bir başlangıç haline geldi.


Projenin çıkış noktası: “Bir saat bir robotun başı olabilir mi?” sorusu. İlk bakışta eğlenceli bir tasarım fikri gibi görünen bu düşünce, yıllar süren mühendislik çalışmaları sonucunda MB&F tarihinin en karmaşık projelerinden birine dönüştü. HM12, marka tarihinde yaratıcı açıdan da yeni bir sayfa açıyor. MB&F’nin kurucusu ve kreatif direktörü Maximilian Büsser, yirmi yılı aşkın süredir birçok modelde tasarımcı Eric Giroud ile birlikte çalıştı. Ancak HM12, Büsser’in genç tasarımcı Maximilian Maertens ile tamamen ortak imzasını taşıyan ilk saat olarak dikkat çekiyor. Saatçilik dünyasında “Max & Max” iş birliği olarak anılan bu yaratıcı birliktelik, geleceğin MB&F tasarım diline dair önemli ipuçları veriyor.


Bilekte taşındığında HM12, adeta bilim kurgu filmlerinden çıkmış bir karakter hissi yaratıyor. Simetrik yapısı, fütüristik çizgileri ve robotik yüz ifadesiyle geleneksel saat tasarımının çok ötesine geçen model, teknik açıdan da aynı ölçüde etkileyici. Saatin ön yüzünde yer alan iki kubbeli gösterge robotun gözlerini oluştururken, ortadaki 60 saniyelik uçan tourbillon mekanizmanın “beyni” olarak konumlandırılmış. Çift taraflı mikro rotor ise savaş baltasını andıran formuyla karakterin ağzını oluşturuyor.

Titanyum ve safir kristalin bir araya geldiği kasa yapısı, MB&F’nin şimdiye kadar geliştirdiği en karmaşık mimarilerden biri olarak tanımlanıyor. Saat üzerinde yer alan iki kurma kolundan biri zaman ayarı ve kurma işlemleri için kullanılırken, diğeri tamamen farklı bir göreve sahip. Bu ikinci kurma kolu çevrildiğinde, robotun yüzünü örten mekanik bir vizör devreye giriyor. İlk bakışta yalnızca eğlenceli bir detay gibi görünen bu sistemin arkasında 200’den fazla parça bulunuyor. HM12’nin arka yüzü ise modelin teknik karakterine karşılık gelen geleneksel saatçilik değerlerini gözler önüne seriyor. Köprüler ve zemberek kutuları üzerinde uygulanan el işçiliği finisajlar, üst düzey haute horlogerie anlayışını yansıtırken, mikro rotorun arkasındaki guilloché süslemeler bağımsız saatçiliğin yaşayan efsanelerinden Kari Voutilainen’in atölyesi tarafından hazırlanıyor. Saatin kasa ve mekanizması birlikte değerlendirildiğinde toplam parça sayısı 730’a ulaşıyor.


MB&F’nin “Bir robotun başı varsa, gövdesi de olmalı” düşüncesiyle geliştirdiği HM12 The Guardian, projeyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Maximilian Maertens tarafından tasarlanan bu mekanik robot, saatin tamamlayıcısı olarak kurgulanmış. Hızlı çıkarılabilen kayış sistemi sayesinde HM12 bilekten ayrılıyor ve The Guardian’ın yüzüne yerleştirilebiliyor. 755 parçadan oluşan robot gövdesi, saatin kendisinden bile daha karmaşık bir yapıya sahip. Hareketli kollar, mekanik termometre, gizlenmiş büyüteç ve hem robotun hem de saatin Super-LumiNova kaplamalarını şarj etmeye yarayan UV ışıklı fener gibi detaylar, bu sıra dışı objeyi yalnızca bir sergileme ünitesi olmaktan çıkarıyor.
Saat ve robot birlikte değerlendirildiğinde ortaya yaklaşık 1.500 parçadan oluşan etkileyici bir mekanik sanat eseri çıkıyor. MB&F, HM12 The Guardian’ı mavi, yeşil ve mor olmak üzere üç farklı renkte sunuyor. Her renk yalnızca 12 adetle sınırlandırılmış durumda. Üstelik bu seriler aynı zamanda modelin son üretimleri olacak; yani gelecekte başka bir HM12 The Guardian versiyonu üretilmeyecek. Günümüzde birçok lüks saat markası teknik yeniliklerle dikkat çekmeye çalışırken, MB&F bir kez daha farklı bir yol izliyor. HM12 ve The Guardian, yalnızca zamanı ölçen mekanik araçlar değil; çocukluk hayallerini, bilim kurgu estetiğini ve ileri saatçiliği tek bir projede buluşturan koleksiyonluk eserler olarak öne çıkıyor.
Fiyatı: 280.000 İsviçre Frangı + KDV