Zühre KURT/
İstanbul’da modern Fransız pastacılık anlayışını zarif bir atmosferle buluşturan L’aube Patisserie, kurucu Şef Gazel İmik’in titiz üretim yaklaşımı ve imza tatlılarıyla kısa sürede şehrin dikkat çeken adreslerinden biri haline geldi. Şef Gazel İmik, MSA temelli teknik altyapısını ve sayısız denemeyle geliştirdiği reçetelerini (özellikle kruvasan ve makaron) samimi bir atmosferde sunuyor. Günlük ve el işçiliğine dayalı üretimiyle öne çıkan marka, Çengelköy ve Emaar AVM’de misafirlerine keyifli bir kahvaltı ve patisserie deneyimi sunuyor. Emaar AVM’de buluştuğumuz Gazel İmik ile kuruluş hikâyesinden lezzet anlayışına ve gelecek hedeflerine kadar birçok konuyu konuştuk:
L’aube Patisserie’nin doğuş hikâyesi nedir?
L’aube’un hikâyesi, ev mutfağında başlayan çok kişisel bir üretim yolculuğunun zamanla daha profesyonel bir yapıya evrilmesiyle başladı. İlk etapta tamamen içgüdüsel bir şekilde, deneme-yanılma ve keşif üzerine kurulu bir süreçti. Zaman içinde aldığımız geri dönüşler ve bu alana duyduğumuz tutkunun derinleşmesiyle birlikte, bu üretimi daha sistemli ve sürdürülebilir bir yapıya taşımaya karar verdik. Uzun bir Ar-Ge sürecinin ardından 2021 yılının sonunda ilk şubemizi açarak L’aube’u hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada hâlâ aynı heyecanla üretmeye ve gelişmeye devam ediyoruz.

Neden L’aube? Konsept ile ilgili bilgi verir misiniz?
“L’aube” Fransızca’da “şafak” anlamına geliyor. Bu isim, markamızın ruhunu çok net bir şekilde yansıtıyor. Günün en sakin, en dingin anlarını; kahve ve taze bir kruvasan eşliğinde yaşanan o küçük ama değerli molaları temsil ediyor.
L’aube’u kurgularken yalnızca bir pastane değil, şehir içinde kısa bir durak, bir nefes alanı yaratmak istedik. Misafirlerimizin içeri girdikleri anda gündelik tempodan uzaklaşıp daha yavaş ve keyifli bir ritme geçebilecekleri bir deneyim alanı oluşturmayı hedefledik. Bundan dolayı, sunumdan müziğe, kullanılan objelerden servis diline kadar mekândaki her detay bu hissi destekleyecek şekilde tasarlandı.
L’aube Patisserie’nin menüsünü oluştururken nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Menümüzün temelinde Fransız pastacılık teknikleri yer alıyor. Ancak bizim için önemli olan bu teknikleri birebir uygulamak değil; onları kendi yorumumuzla yeniden şekillendirerek özgün bir dil oluşturmak. Lezzet tarafında daha dengeli, daha ulaşılabilir ve misafirle duygusal bağ kurabilen bir yaklaşım benimsiyoruz. Teknik olarak güçlü ama aynı zamanda samimi bir menü oluşturmak önceliğimiz.
Her ürün uzun bir deneme sürecinden geçiyor. Doku, tat dengesi ve görsel estetik bizim için eşit derecede önemli. Hem iyi bir tatlı sunmayı hem de misafirlerimizin tekrar hatırlamak ve yeniden deneyimlemek isteyeceği bir deneyim yaratmayı amaçlıyoruz.


İstanbul dışında şubeler olacak mı?
Önümüzdeki dönemde büyüme planlarımız arasında İstanbul dışına açılmak da yer alıyor. Ancak bu süreci oldukça kontrollü ve seçici bir şekilde ilerletmeyi önemsiyoruz. Bulunduğumuz her lokasyonda aynı kaliteyi, aynı deneyimi ve L’aube’un ruhunu eksiksiz bir şekilde yansıtabilmeyi önceliklendiriyoruz. Doğru lokasyonlar ve doğru zamanlama ile Türkiye’de farklı şehirlerde de yer almak istiyoruz. Bunun yanı sıra yurt dışı da orta vadeli hedeflerimiz arasında bulunuyor.
Sizin kariyer yolculuğunuz nasıl başladı?
Pastacılıkla ilişkim tamamen ev mutfağında, çok doğal bir şekilde başladı. Yaptığım tatlıları çevremle paylaştıkça aldığım geri dönüşler bu alana olan ilgimi daha da artırdı ve zamanla bunun benim için bir ifade biçimi olduğunu fark ettim.
Bu tutkuyu profesyonel bir zemine taşımak için MSA’da eğitim aldım. Orada pastacılığın teknik tarafını, disiplinini ve detaycılığını keşfettim. Eğitim sonrasında da kendimi geliştirmeye devam ettim; yurt dışı workshop’ları, farklı eğitimler ve bireysel denemelerle bu süreci sürekli besledim.
Bugün hâlâ aynı merak ve öğrenme isteğiyle üretmeye devam ediyorum.
En çok hangi tatlılar tercih ediliyor?
Kruvasan bazlı ürünlerimiz en çok tercih edilenler arasında yer alıyor. Özellikle günün farklı saatlerine hitap eden kruvasan çeşitleri ve sandviçler misafirlerimiz tarafından yoğun ilgi görüyor.
Bunun yanında klasik Fransız tatlılarını yorumladığımız ürünler ve mevsime göre değişen özel tatlılarımız da oldukça beğeniliyor. Misafirlerin hem tanıdık lezzetleri bulabildiği hem de yeni tatlar keşfedebildiği bir denge kurmaya özen gösteriyoruz.
İmza tatlılarınız hangileri?
Kruvasanlarımız L’aube’un en güçlü imzalarından biri. Katman yapısı, hamurun dokusu ve kullanılan malzemelerin dengesi üzerine uzun bir Ar-Ge süreciyle bugünkü haline ulaştı. Bunun yanı sıra “Lou Lou” ve “Angelina” gibi ürünler de markamızın karakterini yansıtan imza tatlılarımız arasında yer alıyor. Bu ürünlerde en önemli yaklaşımımız, reçeteden sunuma kadar her aşamada kendi yorumumuzu ortaya koymak. Aslında her yeni ürün bizim için potansiyel bir imza; çünkü her biri aynı özen ve yaratıcılıkla şekilleniyor.

Gelecek hedefleriniz?
Önümüzdeki dönemde en önemli hedefimiz, L’aube’un karakterini ve üretim kalitesini koruyarak sürdürülebilir bir şekilde büyümek. Türkiye’de yeni lokasyonlarda yer almanın yanı sıra, yurt dışında da gastronomi ve yaşam tarzı açısından güçlü pazarlarda var olmayı hedefliyoruz.
Bununla birlikte uzun vadede bir akademi kurmak da planlarımız arasında. Pastacılık alanındaki bilgi ve deneyimimizi paylaşabileceğimiz, genç şeflere ilham verebileceğimiz bir yapı oluşturmak istiyoruz.
L’aube’u yalnızca bir marka olarak değil, yaşayan ve gelişen bir hikâye olarak görüyoruz. Bu hikâyeyi daha fazla insana ulaştırmak ise en büyük motivasyonumuz.