Ulaşılabilir lüks konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan Piano Jewellery Kurucusu Aytaç Kamar, üç kuşaktan gelen kuyumculuk deneyimini çağdaş tasarım ve üretim anlayışıyla buluşturuyor. Piano Jewellery’nin temelleri yaklaşık sekiz yıl önce atılmış. 40 yıldır mücevher üretiminin içinde olan bir aileden gelen, aynı zamanda Roberto Bravo markasının kurucuları arasında yer alan Aytaç Kamar, bu markayı kardeşine devrederek, kendine yeni bir rota çizmiş ve Piano’yu kurmuş. Piano Jewellery Türkiye’de 220, yurt dışında 80 satış noktasında hizmet veriyor ve 43 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Altın ve pırlantayı ulaşılabilir hale getirmek için gençlere yönelik mücevher markası Piano’yu kuran Aytaç Kamar ile yeni yatırımlarını, gelecek hedefleri, sektördeki değişen trendleri konuştuk:

Piano Jewellery hakkında bilgi alabilir miyiz?
40 yıldır mücevher üretiminin içinde olan bir aileden geliyorum. Bu deneyimi daha genç, daha modern ve daha dinamik bir marka haline getirmek istedim. Biz vitrinlerde yer alan büyük parçalar yerine minimalist ürünlerle de şık ve tarz olunabileceğini düşünüyoruz. Altın ve pırlantalı lüks piercing başta olmak üzere günlük kullanıma uygun, hafif ve tasarım odaklı mücevherleri yerli ve yabancılara satıyoruz. Markalı ve güvenilir bir piercing noktası olma hedefiyle yola çıktık. Piercing genelde dövmecilerde yan hizmet olarak yapılıyor. Sadece piercing yapılan güvenilir noktalar olmadığını fark ettik. Bu boşluğu doldurmak için zincirleşmeye karar verdik. Luxury piercing stüdyoları açtık. Avrupa’dan Balkanlar’a, Orta Doğu ve Afrika’dan Güney Amerika’ya uzanan ihracat ağına sahibiz. Piano Jewellery olarak mevcut pazarlardaki etkinliğimizi artırırken yeni ülkelere ulaşmayı ve ihracatımızı sürdürülebilir biçimde büyütmeyi hedefliyoruz.


Piano Jewellery; altın ve başta pırlanta olmak üzere değerli taşlarla tasarımlar yapan bir marka. Adını nasıl koydunuz?
Piano Jewellery’nin ismi seçilirken piyanodan ilham aldık. Çünkü piyano 12 bine yakın parçadan oluşuyor ve bunların 10 bin tanesi ses çıkarmak için hareket ediyor. Tek bir parçanın yanlış çalışması bile müziğin bozulması için yeterli. Hiçbir solo çalgı piyanonun gücüne sahip değil. En güzel tarafı ise bir piyanistin, ister tek başına ister bir orkestra eşliğinde, olağanüstü bir müzik gerçekleştirebilmesi. Piyano, 36 siyah ve 52 beyaz olmak üzere toplam 88 tuşa sahip. Siyah tuşlar hayatın zorluklarını, beyaz tuşlar ise güzellikleri ve mutlulukları temsil ediyor.
Ulaşılabilir lüks alanında neler yapıyorsunuz?
Değişen tüketici beklentileri ve altın fiyatlarındaki yükseliş, mücevher tercihlerinde de yeni eğilimleri beraberinde getiriyor. Özellikle genç tüketiciler altını kişisel stillerinin bir parçası olarak kullanırken değer saklama ve yatırım aracı olarak da değerlendiriyor. Bu eğilim, düşük gramajlı, hafif, günlük kullanıma uygun ve tasarım değeri yüksek mücevherlere yönelimi destekliyor. Piano Jewellery’nin büyüme stratejisinde önemli bir yer tutan altın ve pırlantalı lüks piercing kategorisi de bu değişim doğrultusunda gelişiyor. Markamız, minimal ve pırlantalı tasarımlardan ear styling’e, septum piercinglerden şahmeranlara uzanan ürün gamını renkli değerli taşlar, farklı taş kesimleri ve kişiselleştirilebilir seçeneklerle çeşitlendiriyor.
Yurtdışı faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
43 ülkeye ihracat gerçekleştiren Piano Jewellery’nin uluslararası satış ağı Balkanlar’dan Avrupa’ya, Orta Doğu ve Afrika’dan Güney Amerika’ya uzanıyor. Bulgaristan, Romanya, Makedonya ve Kosova; İtalya, Hollanda ve Letonya; Fas, Mısır ve Suudi Arabistan ile Meksika, Bolivya, Brezilya ve Şili markanın ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında yer alıyor. Tüketici tercihleri pazarlara göre farklılaşırken Avrupa’da altın ve pırlantalı modelleriyle Cabaret koleksiyonu, Güney Amerika’da Piano Luxury piercing grubu öne çıkıyor. Orta Doğu’da minimal, CIS ülkelerinde ise daha tasarım odaklı ve dikkat çekici modeller tercih ediliyor.

Yeni koleksiyonda neler var?
Piano Jewellery, Composition Collection 2026 ile modern sanatın öncü isimlerinden Piet Mondrian’ın çizgi, renk ve denge üzerine kurulu görsel dünyasını mücevher tasarımıyla buluşturuyor. Sanatçının kırmızı, sarı ve maviyi siyah çizgiler ve beyaz alanlarla bir araya getiren karakteristik kompozisyonlarından ilham alan koleksiyon, geometrik formları altının sıcaklığı, renkli mineler ve pırlantanın ışıltısıyla yeniden yorumluyor. Tuvalden mücevhere uzanan bu yorumla sanat, bedenin hareketleriyle hayat bulan ve kişisel stille özgün bir ifade biçimi kazanan bir yapıya bürünüyor. Dairesel tasarımlarda kare ve dikdörtgenlerin yarattığı hareket duygusu öne çıkarken keskin çizgiler, parçalara mimari ve güçlü bir karakter kazandırıyor. Altın üzerinde genişleyen renkli mine yüzeyleri ise mozaik etkisi yaratarak koleksiyonun sanatsal kimliğini belirginleştiriyor. Geometri, renk ve hacim arasındaki bu etkileşim, tasarımlara modern ve dikkat çekici bir stil kazandırıyor.
Mücevher sektöründeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye güçlü bir kuyumculuk üretim kültürüne sahip. Bu birikimin tasarım, markalaşma ve yenilikle desteklenmesinin sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz.