İKSV tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali, 30. yılında 17 tiyatro, performans ve dans gösterisini İstanbul’un farklı noktalarında izleyiciyle buluşturacak. Mehmet Birkiye küratörlüğündeki festival, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV), Koç Holding Enerji Grubu şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlediği 30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim’de başlayacak. Altı uluslararası ve 11 yerli yapımın yer aldığı festival programında tiyatronun yanı sıra performans ve dans gösterileri de yer alıyor.
Festivalin bu yılki küratörlüğünü Mehmet Birkiye üstleniyor. Programın öne çıkan başlıkları arasında hafıza, dil ve iletişim, kadınların deneyimleri, toplumsal dönüşüm ve güncel dünyanın krizleri bulunuyor. Festival kapsamında ayrıca iki yapım, İKSV Genç Sanatçı Fonu tarafından destekleniyor.
Hafızanın İzinde
Festival programında hafıza kavramı farklı biçimlerde ele alınıyor. Murat Gülsoy’un yazdığı, Mehmet Birkiye’nin yönettiği Ve Ateş Bizi Tüketiyor, kayıp birini arayan bir karakter üzerinden benlik, geçmiş ve hatırlama meselelerine odaklanıyor.
Çiğdem Erdöl’ün yazdığı, Elif Sözer ve Zeynep Özden’in yönettiği Sanatçısı Belirsiz: İvi Buradaydı, 1964 sürgünü sonrasında İstanbul’un kültürel hafızasından silinen bir ressamı yeniden görünür kılıyor.
Elif Özge Maltepe’nin yazdığı, Mehmet Birkiye’nin yönettiği Bir Çeyiz Sözleşmesi ise 129 yıllık bir çeyiz senedinden hareketle geçmişle bugün arasında bir bağ kuruyor. Taldans’ın En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum adlı çalışması da 30 yıl önce arşivlenmiş bir sahne işini günümüzün bedenleriyle yeniden buluşturuyor.
Dil, Kimlik ve İletişim
Festivalin bir diğer eksenini dil ve iletişim oluşturuyor.
Marah Haj Hussein’in Dil Broblem Değil adlı projesi, işgal altında yaşayan bir ailenin ses kayıtlarından yola çıkarak anadilin kuşaklar arasında geçirdiği dönüşümü ele alıyor.
Ramesh Meyyappan ve George Mann’ın birlikte hazırladığı Veda Ritüeli, doğuştan sağır bir adamın, işaret dilini hiç öğrenmemiş babasının ölümünün ardından gerçekleştirdiği vedayı sahneye taşıyor.
Festivalin açılış yapımı olan Caroline Guiela Nguyen imzalı Lacrıma ise Fransızca, Tamilce, İngilizce ve Fransız işaret dilini bir araya getiriyor. Paris’teki bir modaevinden Mumbai’deki nakış atölyelerine uzanan yapım, küresel üretim zincirinin görünmeyen emeğini izleyiciye aktarıyor.
Sahneden Bugünün Dünyasına
Festival programındaki bazı yapımlar, güncel toplumsal ve politik meseleleri farklı anlatım biçimleriyle sahneye taşıyor.
Usta yönetmen Dmitry Krymov’un Requiem’i, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde şekillenen bir anlatı sunuyor. Suzie Miller’ın yazdığı, Nagihan Gürkan’ın sahnelediği Anna K ise bir kadının özel hayatının sosyal medya aracılığıyla kamusal bir meseleye dönüşmesini konu alıyor.
J.M. Coetzee’nin Romancının Romanı adlı eserinden Saim Güveloğlu tarafından uyarlanan Elizabeth Costello, edebiyat, etik ve insanın dünyayla ilişkisi üzerine bir sorgulama gerçekleştiriyor.
Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği Aksak Deliryum ise adı konmamış bir felaketin gündelik hayatın içine yavaş yavaş sızmasını konu alıyor.
Kadınların deneyimleri ve üretimleri de festival programının farklı yapımlarında öne çıkıyor. Yngvild Aspeli’nin, Paola Rizza’nın kukla anlatısından uyarladığı Bir Bebek Evi, bu çizginin dikkat çeken yapımlarından biri olarak programda yer alıyor.
Dansın Farklı Kuşakları
Dans, 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Nederlands Dans Theater, Jiří Kylián ve Marco Goecke’nin topluluğun repertuvarındaki iki yapıtını, Noé Soulier’nin yeni eseriyle aynı programda buluşturacak. Böylece farklı kuşaklardan koreografların çalışmaları aynı sahnede bir araya gelecek.Festivalin 30. yılına özel sipariş edilen Rüzgâr Ağacı ise koreograf Fernando Melo’nun imzasını taşıyor. Yapım, İstanbul Devlet Opera ve Balesi işbirliğiyle MDTistanbul dansçıları tarafından sahnelenecek.
İstanbul Yine Sahnenin Parçası
Festivalin kentle kurduğu ilişki de 30. yılında devam ediyor.
Beş yıl önce İstanbul’a yazılmış bir aşk hikâyesi olarak başlayan İstanbul Mon Amour, bu kez Aşk > Nefret < Aşk alt başlığıyla Kadıköy’e uzanıyor. Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı hikâyeler, yeni duraklar ve karşılaşmalar üzerinden kentin farklı yüzlerini sahneye taşıyor.
Geçtiğimiz yıl başlayan Reşad Ekrem Koçu uyarlamalarının yeni durağı ise Silahşör Kızı Rabia Hanım olacak.
Festivalin kapanışını ise Mehmet Birkiye’nin yönettiği Dorian Gray’in Portresi yapacak. Oscar Wilde’ın zamana meydan okuyan eseri, Birkiye’nin festival küratörlüğündeki son çalışması olarak izleyiciyle buluşacak.
Festival Artı Ücretsiz Etkinlikler
Festivalin ücretsiz etkinlikleri bu yıl Festival Artı başlığı altında daha geniş bir programla gerçekleştirilecek.
Eylül ayında başlayacak Festival Artı, festival öncesinde söyleşi ve ustalık sınıflarıyla izleyiciye hazırlık dönemi sunacak. Festival boyunca da farklı ücretsiz etkinlikler programı sürdürülecek. 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı ve Festival Artı kapsamındaki etkinliklerin ayrıntıları tiyatro.iksv.org adresinde yer alacak.
Festival, İstanbul’un iki yakasında toplam 17 farklı mekânda gerçekleştirilecek.
AKM Tiyatro Salonu, Alan Kadıköy, Arter, DoubleTree by Hilton Kadıköy, Fiba Salon İKSV, İBB Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi, Komünite, Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi, Panayia Kilisesi, Paribu Art, Phebus Müzayede Evi, Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi (TESAK), Yeldeğirmeni Sanat ve Zorlu PSM festival kapsamında izleyicileri ağırlayacak.
30. İstanbul Tiyatro Festivali biletleri 11 Eylül Cuma günü satışa çktı. Festival, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un farklı sahnelerinde tiyatro, performans ve dansın farklı biçimlerini bir araya getirecek.