Deniz Burak BAYRAK/
Dünyanın önde gelen sosyal etki platformlarından ChangeNOW, Türkiye’deki yolculuğunu ChangeNOW HUB Istanbul ile sürdürüyor. Aplike Beyin Kurucusu ve ChangeNOW Türkiye Lideri Beyza Beyzade Berkol, 10 Eylül’de Paribu Art’ta gerçekleştirilecek buluşmanın Türkiye’nin sürdürülebilirlik ekosistemini ortak bir zeminde buluşturma hedefini anlattı.
Dünyanın önde gelen sürdürülebilirlik ve sosyal etki platformlarından ChangeNOW, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki faaliyetlerini ChangeNOW HUB Istanbul ile sürdürüyor. Sürdürülebilirlik, dönüşüm ve sosyal etki alanlarında çalışmalar yürüten Aplike Beyin tarafından Türkiye lisansı üstlenilen ChangeNOW HUB Istanbul, 10 Eylül’de Paribu Art’ta kamu, özel sektör, girişimciler, yatırımcılar, akademi, sivil toplum ve gençleri aynı platformda buluşturmaya hazırlanıyor. COP31 öncesinde Türkiye’nin sürdürülebilirlik ekosistemini ortak bir zeminde buluşturmayı hedefleyen ChangeNOW HUB Istanbul; iklim krizi, yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir finans, girişimcilik ve sosyal etki alanlarında çözüm odaklı iş birliklerine ev sahipliği yapacak. Ayrıntıları Aplike Beyin Kurucusu ve ChangeNOW Türkiye Lideri Beyza Beyzade Berkol, SM Luxuria’ya anlattı.
Global bir etki platformu olan ChangeNOW’ın Türkiye lisansını Aplike Beyin olarak üstlendiniz. Bu küresel ağı Türkiye’ye taşımadaki ana motivasyonunuz neydi ve ChangeNOW HUBS İstanbul ekosistemine tam olarak nasıl bir boşluğu doldurarak giriş yapıyor?

Motivasyonumuz tamamen ekosistemdeki kopukluktu. Türkiye sürdürülebilirlik konusunda aslında çok ciddi adımlar atan kurumlara, müthiş sivil toplum örgütlerine ve inanılmaz proaktif bir gençliğe sahip. Fakat en büyük sorunumuz herkesin kendi kulvarında, birbirinden habersiz koşması. Belfu’nun Paris ziyaretinde ChangeNOW ekosistemini deneyimlemesi bize tam da bu yüzden ilham verdi. Ekosistemde fikir veya bütçe eksikliğinden ziyade tüm bunları aynı masada toplayacak birleştirici bir yapı eksikti. Biz de Aplike Beyin olarak işte o masayı, yani herkesi eylem odaklı birleştiren o ortak zemini kurmak için yola çıktık.
ChangeNOW’ın Paris çıkışlı küresel deneyimini İstanbul ölçeğine uyarlarken Türkiye’nin dinamiklerine özel ne tür özgün yaklaşımlar geliştirdiniz?
İlk günden beri kuralımız netti: Paris’in birebir kopyasını yapmayacağız. İstanbul zaten başlı başına bir köprü. Bu yüzden enerjimizi tamamen kendi coğrafyamızın gerçeklerine odakladık. İthal bir gündem konuşmak yerine tekstil sanayimizin döngüsel ekonomiye geçişini veya Anadolu topraklarının onarıcı tarım kapasitesini masaya yatırdık. Kısacası küresel vizyonu alıp yerel sorunlarımıza göre yeniden şekillendirdik.
10 Eylül Kritik Bir Başlangıç
ChangeNOW HUBS İstanbul, 10 Eylül’deki ilk buluşmadan COP31’e giden yolda nasıl bir köprü işlevi görecek?
10 Eylül tarihini sadece takvimde bir gün veya bir varış çizgisi olarak görmüyoruz, aksine bu bizim için çok kritik bir başlangıç noktası. Bildiğiniz gibi iklim krizine karşı atılan adımların en büyük handikapı, küresel zirvelerde alınan o büyük ve iddialı kararların yerel uygulayıcılara inememesi oluyor. COP31 gibi devasa zirvelerde verilen taahhütlerin gerçekten hayata geçebilmesi, ancak yerel paydaşların, yani buradaki şirketlerin, sivil toplumun ve kamu kurumlarının aynı dili konuşmasıyla mümkün. Biz İstanbul buluşmasında tam olarak bu hizalanmayı sağlayacağız. Türkiye ekosisteminin dağınık çabalarını alıp tek ve güçlü bir ajanda etrafında toplayacağız. Böylece ülkemiz COP31 sürecine giderken uluslararası arenada sadece dinleyici koltuğunda oturan bir ülke değil, kendi somut çözümleriyle, girişimleriyle ve ekosistem gücüyle masaya yön veren bir aktör konumuna yükselecek. Bu platform o büyük küresel hedeflerle yerel aksiyonlar arasındaki en sağlam köprü olacak.
Program kapsamında duyurulan Ortak Zemin gençlik topluluğu oldukça dikkat çekici. Gençleri pasif dinleyiciler olmaktan çıkarıp dönüşümün üreticisi yapma hedefinizi operasyonel olarak nasıl hayata geçireceksiniz?
Bu benim şahsen en çok önemsediğim konu. Gençleri geleceğin emanetçileri gibi pasif bir kalıba sokmayı kesinlikle reddediyoruz; onlar bugünün en aktif ortakları. Operasyonel olarak bunu sağlamanın tek yolu onlara inisiyatif vermekti. Ortak Zemin topluluğundaki gençlerimiz programın tasarım sürecinden itibaren bizimle mesai harcadılar. Hangi panellerin olacağına, sahnede karar alıcılara hangi zorlayıcı soruların sorulacağına kadar içerik tasarımının detaylarını onlar belirledi. Etkinlik günü de sahnede bizzat kendi oturumlarını yönetecekler. Onları salonun arka sıralarında oturan izleyiciler olarak değil, bu dönüşümün asıl mimarları olarak sahnede göreceğiz.
Gençlerle Beyin Fırtınası
Lise ve üniversite gençliğinin yıl boyunca sürdüreceği üretim süreci, şirketlerin ve yatırımcıların stratejik kararlarına nasıl entegre edilecek?
Bu entegrasyonu tamamen tersine mentorluk adını verdiğimiz çok inandığım bir mekanizmayla doğrudan hayata geçiriyoruz. Gençlerin atölyelerden, çalışma gruplarından ve uzun süren beyin fırtınalarından çıkardığı sonuçlar etkinlik bittikten sonra bir rafa kaldırılıp unutulmayacak. Biz bu çıktıları alıp doğrudan şirketlerin yönetim kurullarına ve yatırımcıların masasına birer stratejik beklenti belgesi olarak sunacağız. Bugün dünyadaki büyük kurumlar yeni nesli anlamak, onlara ürün sunmak ve en parlak beyinleri kendi bünyelerine katmak istiyorlarsa, gençlerin ürettiği bu ekolojik ve sosyal kriterleri mecburen iş modellerine entegre etmek zorundalar. Biz Aplike Beyin olarak gençler ile yatırımcılar arasında bu geçişi sağlayan, gençlerin fikirlerini kurumsal stratejilere çeviren o katalizör görevini üstleniyoruz.
Bir etkinliğin ilham seviyesinde kalmayıp somut iş birliğine dönüşmesini sağlayacak temel kriterleriniz nelerdir?
Bir etkinliğin başarısı günün sonunda sahnedeki alkışın yüksekliğiyle veya salonda kaç kişinin oturduğuyla ölçülemez. Gerçek etki o salonun dışında atılan somut adımlarla ve kurulan yeni ortaklıklarla başlar. İşin sadece ilham seviyesinde kalmaması ve eyleme dönüşmesi için etkinlik alanında çok özel eşleşme alanları, yatırımcı buluşmaları ve çözüm vitrinleri kurguladık. Burada girişimciler doğrudan kendi alanlarındaki yatırımcılarla birebir görüşme fırsatı bulacaklar. En temel kriterimiz ise elbette şeffaflık ve ölçülebilirlik. KPMG Türkiye ile yürüttüğümüz çok kapsamlı etki raporu çalışması sayesinde, hangi girişimin hangi kurumla nasıl bir projeye başladığını, o gün orada kurulan temasların aylar sonra nasıl somut bir değere dönüştüğünü verilerle takip edeceğiz ve tüm ekosistemle şeffaf bir şekilde paylaşacağız.
Hikâyeler Paris’e Taşınacak
10 Eylül buluşmasının ardından ChangeNOW HUBS İstanbul’un yıl geneline yayılan takviminde ekosistemi nelerin beklemesini planlıyorsunuz?
Değişimi gerçekten büyütmek istiyorsak, kurduğumuz bu çemberi de sürekli genişletmek, beslemek ve her an canlı tutmak zorundayız. Etkinlik akşamı ışıkları kapatıp herkese seneye görüşürüz demek bizim temsil ettiğimiz etki odaklı vizyona tamamen ters bir durum. 10 Eylül buluşmasının hemen ardından, yıl geneline yayılacak çok dinamik ve yoğun bir takvimimiz var. Öncelikle sektörel bazlı tematik çalışma grupları kurarak spesifik çevre ve toplum sorunlarında derinleşme atölyeleri düzenlemeye devam edeceğiz. Gençlik buluşmalarını sadece etkinlik dönemiyle sınırlı tutmayıp, onların yıl boyunca fikir üretmeye ve bu fikirleri projelendirmeye devam edecekleri üretim kamplarıyla destekleyeceğiz. İşin bir diğer heyecan verici boyutu ise uluslararası köprülerimiz. İstanbul ekosisteminden çıkan, çözüm vitrinimizde yer alan en parlak yerel girişimlerimizi ve başarı hikâyelerimizi Paris’te düzenlenen global ChangeNOW zirvesine taşıyacağız. Amacımız buradaki potansiyeli dünya sahnesine çıkarmak ve uluslararası yatırım ağlarıyla buluşturmak. Ekosistemi tek günlük geçici bir motivasyon değil, 365 gün sürecek, sınırları aşan, yerelden küresele uzanan ve sürekli üreten kesintisiz bir ortak çalışma kültürü bekliyor.